19 Ekim 2010 Salı

rüya paketi 1

toprağa basmayı çok özledim....
uzun zamandır bu gezegendeyim , su gezegeni. hiç kirlenmeyen suyumuz sürekli gürüldeyen şelalerimiz her zaman yeşil ağaçlarımız uçsuz bucaksız mavilik. mavinin her tonu var burda. maviyi zaten çok severim ama toprağa basmayı çok özledim. yerçekimini dolaysız hissetmeyi kaldırma kuvveti olmaksızın ayaklarımı havada savurmayı.
işte gitme vakti...
burdan ayrılmak çok zor ama özlemlerim beni boğuyor, toprağa basmam gerek. nerden indiğini bilmediğim merdivenlerden iniyorum aşağı gitmek için daha hızlı adımlarla. durmadan....
burdan tek çıkış noktası burası tek bir araç var ben aracı kaçırdım. 1.5 saat daha beklemem gerek. bekliyorum...
bekleyemiyorum. gidip bir form alıyorum dolduruyorum. hayır bu for kağıt değil. kağıt ama senin bildiğinden hiç değil. ıslanmaz, silinmez.
herkese form dağıtıyorum, aslında dağıtamaıyorum. 1.5 saat burda 2 saniyeden daha kısa . arkamı döndüğümde araç orda. garip bi his kaplıyor vücudumu, damarlarımı ısıtıyor,gözlerim takılı kalıyor. gidiyorum....
araç 8 kişilik ama burdan yalnızca 3 kişi ayrılabiliyor. durumu kısaca izah edeyim. birincisi araçta koltuk yok sanki deniz kızları binsin diye yapılmış uzun oturuş için uygun. sanırım denizkızları dünyaya bu araçla geliyor. aracın kullanılacağı yerde bir çanta ama nedense o üç kişi sayılıyor. anlamıyorum. araçta hali hazırda 2 teyze var onlar sürekli gidip geliyorlar.anlamıyorum.
üç kişiden ilk ben biniyorum. araca girip oturmaya koyulduğumda benim bile bilmediğim bir dövme farkediyorum ayağımda ama bununla teyzeler daha ilgili çok heyecanlanıyorlar. ben de bakıyorum iki dövmeden mavi olanı daha çok dikkatlerini çekiyor. incelemeye koyuluyorlar bana bunun kimin yaptığını soruyorlar ama bir kadın yaptı diyebiliyorum ancak. onlar da bana bunun kesin o olabiliceğini söylüyorlar. onun kim olduğundan hiç haberim yok. dövmeye yakınlaşıyoruz beraber inceliyoruz. bir film olsa ekranda sanki bir tek o dövme varmış gibi. masmavi...
bu kaçmaya çalıştığım gezegen kadar mavi. yıldız şapkalı bir tanrıça. mavi, masmavi bir tanrıça. sanki tüm su perilerinin annesi oymuşçasına. anaç ve huzurlu bir yüz ifadesi var. etkileniyorum. anlamıyorum...tanrıçanın karnında yunuslardan oluşmuş bir halka.. koyu mavi yunusların içinde sonsuza uzanan bir perspektif.
halkanın ortasında sonsuzdan koşup gelen açık mavi ışıl ışıl insanlar.koşup gelen dedimse de daha çok salınıyorlarmış gibi bir edaları var.
burda hızlı bir geçiş...
arcın camından dışarı bakıyorum.bu çok sevdiğim gezegene son bir defa daha bakıyorum. içim buruk.
toprağı çok özledim....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder