DOMATESLİ KORKU treni
Ben oldum olası domatesi çok severim ne yazık ki o hep yakında ama ulaşılmaz bir sebze oldu çocukluğumda. Bu arada sebze demek ne kadar doğru bilmiyorum ama Birkaç yıl önce okuduğum bir habere göre domatesin meyve olduğuna karar verilmişti. Bu sevgili domatesin biyolojik yapısından çok dünya pazarındaki ekonomik dengelerin mutluluğu için verilmiş bir karardı. Ve yanlış hatırlamıyorsam domates bir meyvedir ama tuzla iyi gider.
Hele bir de zeytinyağı limon kekikle birleştirdin mi onu dayanılmaz kokusuyla alıp götürdükten sonra gelir bir de damağından yakalar seni ve tabaktan yok olup gidene kadar bırakmaz. Neyse hep vardı o ama ben yiyemezdim büyük güçler tarafından büyülenmiş domates yememeye mahkum edilmiş bu büyük bir sınavdı benim için ve bu sınavı atlattığımı ergenlikte farkettim artık yediğim domatesler vücudumu domates tarlasına çevirmiyordu. Kışları yemeyi pek tercih etmesem de tüm kış için depolardım zaten her gün 1 kilo domates tüketmeden uyuyamazdım uyuyamam da .
Severim domatesi.
Domatesi bu kadar sevmeme rağmen geçen kış takıldığıom hormonlu domates konusu beni geceleri uyutmaz oldu. Domates yüzünden uyuyamıyordum bütün domatesler hormonluydu ve zzaten kışın domates yenmezdi. Bu beni garip bir psikoza sürükledi aklımda sürekli domates vardı kokluyordum domatesi ama kokmuyordu bu beni hayli depresif yapmıştı o günlerde.
Ve bir gece o rüyayı gördüm hayatımı değiştiren beni terler içinde uyandıran ve uzun bir süre domatese bakamama sebep olan o rüya....
bu rüya da her rüya gibi sakin başladı hapsolduğumuz bir gece klübünde fotoğraf çekmeye çalışıyorduk ortada bir stand mankenler defileler kırılan fotoğraf mkineleri dans eden insanlar. Buraya kadar her şey normaldi gece klübünde hapsolduğumuzu anlayan bizler için sorun yoktu ta ki kapılar açılıp çıkmamıza izin verilene kadar. Bu arada o kadar çok dans etmişiz ki sabah olmuş farkedememişiz. Neyse ordaki cadı hepimizin ayağına prangalar takıp sıraya dizdi bizleri ve kendi icadı olan sandalyeler oturttu. Bu arada bilen bilir rangerlar hayli ürkütür insanı üstü kapalıdır bir eksen etrafında döner en azından sandalyeler bir yere bağlıdır. Bu kötü kalpli cadı hepimizi bu kamikaze sandalyelerinin bireysel hallerine oturttu Hiçbir yere bağlı olmayan ama oturduğum bu sandalye yükseldi yükseldi ve yükseldi sandalyeyle beraber uçuyordum uçtukça görüş alanım genişliyor ve gördüğüm şeyle beraber tanrım doğruymuş diyorum.
İilerde dev domates tarlaları var bir sürü domates her yer domates bütün dünya tek başına bir domates olmuş sanki ve aşağıdaki domatesler gittikçe büyüyor büyüyor büyüyor en sonunda bir futbolsahasından daha geniş çaplı bir domatesle karşılaşıyorum ve biliyorum sandalye oraya yöneliyor sanırım bizi bu dev domateslerle öldürecekler diye düşünüyorum ve olanımı yapıyorum.
Domatesin içine girmem aslında biraz zor çünkü budev domatesin zarı çok kalın olmalı ama bu cadı bizi buraya çok şşiddetli de yollayabilir domatesşn içinde boğğulmak istemiyorum. Mezar tasşımda domatese doydu yazması ilginç olurdu tabi.
Evet plan şuydu:
domatesin içine girdiğimde dev çekirdeklerin arasından süzülüp domates suyunun içinde yüzerken domateisn kabuğunu delene kadar domates yemeliydim. Bu beni kurtarabilecek tek plandı. Hazırlandım.
Ve uyandım. Ter içinde uyanmışlığın hararetiyle önce mutfağa sonra buzdolabına yöneldim.bu arada koridorda çok temkinliydim yeni keşfettiğim domates fobim beni her yerde yakalayabilirdi. Dolabı açtım 1 bardak soğuk su içtim ve orda bir domates gördüm. Tuzla ne güzel olur diye düşündüm elimde bıçağım onu bir güzel doğradım tuzlayıp yedim.
Domates çok güzel.