16 Ağustos 2010 Pazartesi

günlük1

Bu bir kafa boşaltma metnidir.


Anlamak anlamamak farketmez bir ben bilirim anltamam da gösteririm.



Neşeli günleri az insanla geçirmek neşeni azaltmaz anlatmak çoğaltır mı azaltır mı onu bilmem belki neşene seni daha çok yaklaştırır belki uzaklaştırırken alıştırır.



Alışılmış hisler kendilerini adsızlığa yakınlaştırır ne hissettiğini bilemediğinde başa dönüp ne olduğunnu hatırlayacağına bence en baştan başla.



Gittiğimiz yollar düzleştikçe yolsuzlaştığımızı hissediyorum.



Zora girince tıkanan zihin kanalların boş bir vaktinde açıldığını hissedersen onu bir yere bağlayıp köprüler kuramazsan o zaman can sıkıntısı başlar.


Can sıkıntısı yaratıcılığa da dönüşebilir ki bu zora girdiğinde seni kurtaracaktır ya da can sıkıntısı olarak kalmaya devam edip daha çok canını sıkacaktır.


Alışacaksın.



Rengini arayan adam ben miydim acaba?



Küçük maya nın küçük ben olduğundan eminim.



İçimdeki milyonlarca benle barıştım bugün öyle ya da böyle hepsini seviyorum.



Aşçı ben bana yemek yaptırdı 'bi tutam da tuz' dediğinden beri yemek yaparken onu dinlemeye karar verdim.



bugün ağustosun 3ü



günlük2

  • çamaşır makinesini çalışırken izlemeye bayılırım, çalışmazken üstünde santranç oynarım.

  • Çamaşırları astıktan sonra onları 15 dk da 1 çeviririm ,daha iyi kurumaları için. Hem bu sayede kat izi de olmuyorlar. Köfte kızartmak gibi; içleri de kurusun.


  • Düşünmek ile fikir yürütmek arasındaki bağları düşündüm arada bir bağ olması için farklı yerlerde olmaları lazımdı farkları söylerken arada bir bağ olmadıığını farkettim sonra bu konuda fikir yürüttüğümü anladım düşünmekle fikir yürütmek arasında pek bir fark olmadığını farkettiğimdeyse içimde dinmek bilmez tartışmalar doruklara ulaşmıştı. Onları kendi haline bırakıp çamaşır yıkadım.

  • Odam akşam güneşi alıyor.karşı binanın çatısındaki kuşların gölgesi düşüyor perdeme. Onları izliyorum. Dans ediyorlar.birazdan kaybolucaklar ama ben buna sevinicem çünkü bu artık odama güneş girmiyor demek olucak . Hava çok sıcak.

  • Godot'yu beklerken i okurken godot'yu beklediğimi farkettim. Hangimiz godot'yu beklemiyoruz ki::.....

  • çok sıcak.

  • Sevgilim süper bi parça yapıyor. O yeee!!

    ah şu teraminler!!.....

  • şimdi yeni karakterlere ihtiyacımız var, yepyeni, yesyeni, yemyeni....

  • karpuz geldi.

    ramazan geldiğinden çanakkalelide karpuzcu da akşamüstü gelir oldular bu sabah uykularımızın bölünmesine engel olsa da kahvaltı da sırf canım çekti diye karpuz yememi engelliyor.

  • Bugün ağustosun onbeşi.

domates günlükleri 1

DOMATESLİ KORKU treni



Ben oldum olası domatesi çok severim ne yazık ki o hep yakında ama ulaşılmaz bir sebze oldu çocukluğumda. Bu arada sebze demek ne kadar doğru bilmiyorum ama Birkaç yıl önce okuduğum bir habere göre domatesin meyve olduğuna karar verilmişti. Bu sevgili domatesin biyolojik yapısından çok dünya pazarındaki ekonomik dengelerin mutluluğu için verilmiş bir karardı. Ve yanlış hatırlamıyorsam domates bir meyvedir ama tuzla iyi gider.

Hele bir de zeytinyağı limon kekikle birleştirdin mi onu dayanılmaz kokusuyla alıp götürdükten sonra gelir bir de damağından yakalar seni ve tabaktan yok olup gidene kadar bırakmaz. Neyse hep vardı o ama ben yiyemezdim büyük güçler tarafından büyülenmiş domates yememeye mahkum edilmiş bu büyük bir sınavdı benim için ve bu sınavı atlattığımı ergenlikte farkettim artık yediğim domatesler vücudumu domates tarlasına çevirmiyordu. Kışları yemeyi pek tercih etmesem de tüm kış için depolardım zaten her gün 1 kilo domates tüketmeden uyuyamazdım uyuyamam da .


Severim domatesi.


Domatesi bu kadar sevmeme rağmen geçen kış takıldığıom hormonlu domates konusu beni geceleri uyutmaz oldu. Domates yüzünden uyuyamıyordum bütün domatesler hormonluydu ve zzaten kışın domates yenmezdi. Bu beni garip bir psikoza sürükledi aklımda sürekli domates vardı kokluyordum domatesi ama kokmuyordu bu beni hayli depresif yapmıştı o günlerde.


Ve bir gece o rüyayı gördüm hayatımı değiştiren beni terler içinde uyandıran ve uzun bir süre domatese bakamama sebep olan o rüya....


bu rüya da her rüya gibi sakin başladı hapsolduğumuz bir gece klübünde fotoğraf çekmeye çalışıyorduk ortada bir stand mankenler defileler kırılan fotoğraf mkineleri dans eden insanlar. Buraya kadar her şey normaldi gece klübünde hapsolduğumuzu anlayan bizler için sorun yoktu ta ki kapılar açılıp çıkmamıza izin verilene kadar. Bu arada o kadar çok dans etmişiz ki sabah olmuş farkedememişiz. Neyse ordaki cadı hepimizin ayağına prangalar takıp sıraya dizdi bizleri ve kendi icadı olan sandalyeler oturttu. Bu arada bilen bilir rangerlar hayli ürkütür insanı üstü kapalıdır bir eksen etrafında döner en azından sandalyeler bir yere bağlıdır. Bu kötü kalpli cadı hepimizi bu kamikaze sandalyelerinin bireysel hallerine oturttu Hiçbir yere bağlı olmayan ama oturduğum bu sandalye yükseldi yükseldi ve yükseldi sandalyeyle beraber uçuyordum uçtukça görüş alanım genişliyor ve gördüğüm şeyle beraber tanrım doğruymuş diyorum.


İilerde dev domates tarlaları var bir sürü domates her yer domates bütün dünya tek başına bir domates olmuş sanki ve aşağıdaki domatesler gittikçe büyüyor büyüyor büyüyor en sonunda bir futbolsahasından daha geniş çaplı bir domatesle karşılaşıyorum ve biliyorum sandalye oraya yöneliyor sanırım bizi bu dev domateslerle öldürecekler diye düşünüyorum ve olanımı yapıyorum.

Domatesin içine girmem aslında biraz zor çünkü budev domatesin zarı çok kalın olmalı ama bu cadı bizi buraya çok şşiddetli de yollayabilir domatesşn içinde boğğulmak istemiyorum. Mezar tasşımda domatese doydu yazması ilginç olurdu tabi.

Evet plan şuydu:


domatesin içine girdiğimde dev çekirdeklerin arasından süzülüp domates suyunun içinde yüzerken domateisn kabuğunu delene kadar domates yemeliydim. Bu beni kurtarabilecek tek plandı. Hazırlandım.


Ve uyandım. Ter içinde uyanmışlığın hararetiyle önce mutfağa sonra buzdolabına yöneldim.bu arada koridorda çok temkinliydim yeni keşfettiğim domates fobim beni her yerde yakalayabilirdi. Dolabı açtım 1 bardak soğuk su içtim ve orda bir domates gördüm. Tuzla ne güzel olur diye düşündüm elimde bıçağım onu bir güzel doğradım tuzlayıp yedim.


Domates çok güzel.


çanakkaleli

geçen ay yeni evimize taşındım müp ve ben bu durumdan çok memnunuz kocaman odalarımız jakuzimiz içinde bir bilardo masasının da bulunduğu bir salonumuz var. aslında bilardo masası konusunda müple anlaşmazlığa düştük müp viski içerken bilardo oynamak istediğinden bahsetti oysa ben bilardodan pek haz etmem. Çünkü bu oyunda çok iyi olduğumdan arkadaşlarımı yenip sürekli yeni bir rakip aramam gerekiyor ve bu durum bir zaman sonra içinden çıkılamaz bir labirent misali beni içine hapsediyor. Her neyse evde çok mutluyuz terasta barbekü partileri evde inanılmaz güzel zamanlar her şey çok güzel.

Yalnız şöyle bir sorun var ki evimiz uktra lüks olmasına rağmen lüks içinde yaşadığımızın tahmin bile edilemeyeceği bir rum mahallesinde ikamet etmekte olduğuımuzdann çeşitli mahelle otoriteleri tarafından baskı altında olduğumu hissediyorum. Sevgili komşular mahallede nöbet tutuyorlar bir kere günün her saati saniye aksatmaksızın en azından bir kişi pencerede oluyor. Bu pencere gardiyanları sürekli mahallede neler olup bittiğinden haberdar olup fiskos halinde bunu birbirlerine anlatmakla yükümlüdürler. Satıcılar bağıranlar çağıranlar arabalar alarmlar vs derken tam bir kaosun içine hapsolmuşum farketmeden. Bu durumu farkeder farketmez bir tatile çıkmam gerektiğini düşünüp Birkaç gün sonra tatile çıktım. Ancak bu birkaç günlük dönemde esrarengiz bir olay dikkatimi çekti ve tatil boyunca da beni hiç rahat bırakmadı. Sürekli çanakkaleliyi düşünüyordum.


Bir sabah o sesle uyandım. Kalın bir erkek sesi çanakkaleli diye hiç durmadan bağırıyordu sesin yürüyüşünü izledim ses uzaklaştıkça daha çok yankılanıyordu beynimde . Kafam allak bullak oldu çanakkaleli de kim di?? peki ya bu adam ??


belki de gizli bir dedektifti ve çok önemli bir vaka için çanakkaleliyi kimseye belli etmeden bulması gerekiyordu ki bu yüzden kimseye sormadan böyle bağırark onu arıyordu.....


belki çanankkalelinin sevgilisiydi ve dün gece yaptıkları tartışmadan sonra çok alkollüyken buraya gelmiş ondan özür dilemek için böyle yapıyor da olabilirdi...


belki de bir seri katildi bu ve adanadan başlayarak tüm illerden birini öldürüyordu mahalleden ve sıra çanakkaledeydi.

Tanrım 18 kişinin canına kıymış.tı bile.


Bir mafya anlaşmazlığı da olabilir, tefe tüfe, müdür her şey her şey olabilir. Acaba neler dönüyordu mahallemizde.....


bütün gün bunları düşünüp ardından saat daha 10 a gelmeden yorgun düşüp uyumuşum.


derken ertesi gün ses yeniden kulaklarıma yanaştı ve ben de pencere gardiyanlarından biriymişim gibi yaparak kafamı camdan uzattım çanakkaleliyi arayanın kim olduğuna baktım. Hala görünürde kimse yoktu. Az sonra ellerini arkasında bağlamış esmer tenli orta yaşlı bir adam belirdi. çanakkaleli diyerek tüm camları kontrol ediyordu. Korkumdan hemen içeri kaçtım kalbim küt küt atıyordu. Dışarda Hiçbir gardiyan da kalmamıştı. Herkes bu adamdan korkuyor olmalı! ve o çanakkaleliyi arıyor kim bilir onu bulursa ne yapıcak diye düşündüüm.

Bu arada çanakkalenin görüntüsü geldi gözlerimin önüne gözlüklerinin arkasından boş odasında salınan perdeyi izlerken tirtir titriyordu zayıf vücuduyla. Zavallı çanakkaleli teni bir kağıt gibi bembeyaz olmuş yıllardır evden çıkamadığından kimbilir bu adam çanakkalelliye ne işkenceler edicektir. Çanakkaleli için dua ettim ve adama kötü kötü baktım arkasından. Umarım her gün böyle bağırırsın ve en sonunda sesin kısıldığında geldiğin yere geri dönmek zorundan kalırsın. Çanakkaleliye zarar veremeyeceksin.


Tatile çıktığımda aklım hala çanakkalelideydi. Onun için bir imza kampanyası başlatmaya korkunç adam geldiğinde polise haber verip onu yakalatmaya karar verdim. Umarım ben dönene kadar çanakkaleliye bir şey olmazdı.


Çanakkaleye uğradım tatil dönüşü çanakkale türküsünü söylerken gözlerimi dolduran çanakkaleliden başkası değildi. Kim bilir bu türküyü ne de çok seviyordu onun için bu türküyü tekrar söyledim...' çanakkaleeeee içindeeeeeee.....'


tatil dönüşü evde sular yoktu bu çok enteresan bir durumdu çünkü komşularda da su yoktu kimse de yoktu sanıyorum bunu o korkunç adam yaptı diye geçirdim içimden. Evde bir iki saat geçirdikten sonra sular geldi soğuk bir duş alıp yattım. Ertesi gün uyandığımda elektrikler yoktu ve yine komşularda da yoktu bu çok büyük bir olay yarattı mahallede gardiyanların hepsi camdaydı artık.

Kendimi hemen dışarı attım biraz dolaştım hava kararmadan eve dönerken çanakkaleli sesi benim biraz önümden daha ileriye akıyordu adımlarımı hızlandırdım ve ses doğru yöneldim. Onu artık görebiliyordum. Biraz daha ilerledim gardiyanlardan biriyle konuştuğunu gördüm kaç kilo olsun diye soruyordu kadına bu beni daha da şüphelendirdi ve artık durumlar midemi bulandırmaya başlamıştı. Çanakkaleliyi parçalayıp kiloyla gardiyanlara mı verecekti???


takip ettim bir domates kamyonuna doğru yanaştı bir poşet aldı ve domatesleri doldurdu tartıp gardiyanın aşağı sarkıttığı sepete koydu poşeti ve sepetin içinden bir şeyler aldı. Bunlar gizli bir takas peşindelerdi. Acaba gardiyan adama ne verdi.??


heyecanla eve geldiğimde kalbimin atış hızı nerdeyse ışık hızını yetişmişti. Durumu hemen sevgilime de anlattım bunu içimde daha fazla gizli tutamazdım . Beni sessizce dinledi arada hmmlar yaparak. durumun ciddiyeti onu da endişendirmişti sanıyorum.

Bana


çanakkale domatesi iyi olur


dedi .


Birkaç gün sonra kahvaltı için dolabı açtığımda domates olmadığını farkettim ve durumu hemen sevgilime ilettim o da bağıran adamdan alalım bir çanakkale domatesi yiyelim dedi. Heyecanlandım bu adamla ilk karşılaşmamız olucaktı ve sepetimiz de yoktu. aşağı Bir şey sallayamazdık ben bu işin içinde olmak istemediğimi söyledim sevgilim güldü ve domatesçi diye seslendi adama .

İşte o an bu adamın çanakkale domatesi satan birisi olduğunu anladım ve çanakkaleli derken domateslerden bahsettiğini farkettim.

Domatesleri yıkayıp doğradım zeytinyağı tuz ekledim biraz .

Bir güzel yedik ama sevgilim beğenmedi domatesi bu sese bu domates ne be dedi. Ona domatesin ne olduğunu göstericem dedi. O günden sonra domatesçi burdan geçmedi. Acaba sevgilimin gösterdiği domatesler onu çok mu korkutmuıştu.

kim bilir. *?

artık domatesi aşağı sokaktaki bakkaldan alıyoruz onlar çok güzel.