geçen ay yeni evimize taşındım müp ve ben bu durumdan çok memnunuz kocaman odalarımız jakuzimiz içinde bir bilardo masasının da bulunduğu bir salonumuz var. aslında bilardo masası konusunda müple anlaşmazlığa düştük müp viski içerken bilardo oynamak istediğinden bahsetti oysa ben bilardodan pek haz etmem. Çünkü bu oyunda çok iyi olduğumdan arkadaşlarımı yenip sürekli yeni bir rakip aramam gerekiyor ve bu durum bir zaman sonra içinden çıkılamaz bir labirent misali beni içine hapsediyor. Her neyse evde çok mutluyuz terasta barbekü partileri evde inanılmaz güzel zamanlar her şey çok güzel.
Yalnız şöyle bir sorun var ki evimiz uktra lüks olmasına rağmen lüks içinde yaşadığımızın tahmin bile edilemeyeceği bir rum mahallesinde ikamet etmekte olduğuımuzdann çeşitli mahelle otoriteleri tarafından baskı altında olduğumu hissediyorum. Sevgili komşular mahallede nöbet tutuyorlar bir kere günün her saati saniye aksatmaksızın en azından bir kişi pencerede oluyor. Bu pencere gardiyanları sürekli mahallede neler olup bittiğinden haberdar olup fiskos halinde bunu birbirlerine anlatmakla yükümlüdürler. Satıcılar bağıranlar çağıranlar arabalar alarmlar vs derken tam bir kaosun içine hapsolmuşum farketmeden. Bu durumu farkeder farketmez bir tatile çıkmam gerektiğini düşünüp Birkaç gün sonra tatile çıktım. Ancak bu birkaç günlük dönemde esrarengiz bir olay dikkatimi çekti ve tatil boyunca da beni hiç rahat bırakmadı. Sürekli çanakkaleliyi düşünüyordum.
Bir sabah o sesle uyandım. Kalın bir erkek sesi çanakkaleli diye hiç durmadan bağırıyordu sesin yürüyüşünü izledim ses uzaklaştıkça daha çok yankılanıyordu beynimde . Kafam allak bullak oldu çanakkaleli de kim di?? peki ya bu adam ??
belki de gizli bir dedektifti ve çok önemli bir vaka için çanakkaleliyi kimseye belli etmeden bulması gerekiyordu ki bu yüzden kimseye sormadan böyle bağırark onu arıyordu.....
belki çanankkalelinin sevgilisiydi ve dün gece yaptıkları tartışmadan sonra çok alkollüyken buraya gelmiş ondan özür dilemek için böyle yapıyor da olabilirdi...
belki de bir seri katildi bu ve adanadan başlayarak tüm illerden birini öldürüyordu mahalleden ve sıra çanakkaledeydi.
Tanrım 18 kişinin canına kıymış.tı bile.
Bir mafya anlaşmazlığı da olabilir, tefe tüfe, müdür her şey her şey olabilir. Acaba neler dönüyordu mahallemizde.....
bütün gün bunları düşünüp ardından saat daha 10 a gelmeden yorgun düşüp uyumuşum.
derken ertesi gün ses yeniden kulaklarıma yanaştı ve ben de pencere gardiyanlarından biriymişim gibi yaparak kafamı camdan uzattım çanakkaleliyi arayanın kim olduğuna baktım. Hala görünürde kimse yoktu. Az sonra ellerini arkasında bağlamış esmer tenli orta yaşlı bir adam belirdi. çanakkaleli diyerek tüm camları kontrol ediyordu. Korkumdan hemen içeri kaçtım kalbim küt küt atıyordu. Dışarda Hiçbir gardiyan da kalmamıştı. Herkes bu adamdan korkuyor olmalı! ve o çanakkaleliyi arıyor kim bilir onu bulursa ne yapıcak diye düşündüüm.
Bu arada çanakkalenin görüntüsü geldi gözlerimin önüne gözlüklerinin arkasından boş odasında salınan perdeyi izlerken tirtir titriyordu zayıf vücuduyla. Zavallı çanakkaleli teni bir kağıt gibi bembeyaz olmuş yıllardır evden çıkamadığından kimbilir bu adam çanakkalelliye ne işkenceler edicektir. Çanakkaleli için dua ettim ve adama kötü kötü baktım arkasından. Umarım her gün böyle bağırırsın ve en sonunda sesin kısıldığında geldiğin yere geri dönmek zorundan kalırsın. Çanakkaleliye zarar veremeyeceksin.
Tatile çıktığımda aklım hala çanakkalelideydi. Onun için bir imza kampanyası başlatmaya korkunç adam geldiğinde polise haber verip onu yakalatmaya karar verdim. Umarım ben dönene kadar çanakkaleliye bir şey olmazdı.
Çanakkaleye uğradım tatil dönüşü çanakkale türküsünü söylerken gözlerimi dolduran çanakkaleliden başkası değildi. Kim bilir bu türküyü ne de çok seviyordu onun için bu türküyü tekrar söyledim...' çanakkaleeeee içindeeeeeee.....'
tatil dönüşü evde sular yoktu bu çok enteresan bir durumdu çünkü komşularda da su yoktu kimse de yoktu sanıyorum bunu o korkunç adam yaptı diye geçirdim içimden. Evde bir iki saat geçirdikten sonra sular geldi soğuk bir duş alıp yattım. Ertesi gün uyandığımda elektrikler yoktu ve yine komşularda da yoktu bu çok büyük bir olay yarattı mahallede gardiyanların hepsi camdaydı artık.
Kendimi hemen dışarı attım biraz dolaştım hava kararmadan eve dönerken çanakkaleli sesi benim biraz önümden daha ileriye akıyordu adımlarımı hızlandırdım ve ses doğru yöneldim. Onu artık görebiliyordum. Biraz daha ilerledim gardiyanlardan biriyle konuştuğunu gördüm kaç kilo olsun diye soruyordu kadına bu beni daha da şüphelendirdi ve artık durumlar midemi bulandırmaya başlamıştı. Çanakkaleliyi parçalayıp kiloyla gardiyanlara mı verecekti???
takip ettim bir domates kamyonuna doğru yanaştı bir poşet aldı ve domatesleri doldurdu tartıp gardiyanın aşağı sarkıttığı sepete koydu poşeti ve sepetin içinden bir şeyler aldı. Bunlar gizli bir takas peşindelerdi. Acaba gardiyan adama ne verdi.??
heyecanla eve geldiğimde kalbimin atış hızı nerdeyse ışık hızını yetişmişti. Durumu hemen sevgilime de anlattım bunu içimde daha fazla gizli tutamazdım . Beni sessizce dinledi arada hmmlar yaparak. durumun ciddiyeti onu da endişendirmişti sanıyorum.
Bana
çanakkale domatesi iyi olur
dedi .
Birkaç gün sonra kahvaltı için dolabı açtığımda domates olmadığını farkettim ve durumu hemen sevgilime ilettim o da bağıran adamdan alalım bir çanakkale domatesi yiyelim dedi. Heyecanlandım bu adamla ilk karşılaşmamız olucaktı ve sepetimiz de yoktu. aşağı Bir şey sallayamazdık ben bu işin içinde olmak istemediğimi söyledim sevgilim güldü ve domatesçi diye seslendi adama .
İşte o an bu adamın çanakkale domatesi satan birisi olduğunu anladım ve çanakkaleli derken domateslerden bahsettiğini farkettim.
Domatesleri yıkayıp doğradım zeytinyağı tuz ekledim biraz .
Bir güzel yedik ama sevgilim beğenmedi domatesi bu sese bu domates ne be dedi. Ona domatesin ne olduğunu göstericem dedi. O günden sonra domatesçi burdan geçmedi. Acaba sevgilimin gösterdiği domatesler onu çok mu korkutmuıştu.
kim bilir. *?
artık domatesi aşağı sokaktaki bakkaldan alıyoruz onlar çok güzel.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder