14 Eylül 2010 Salı

patlamalarla ilgili teşekkür mektubu

Sessiz baruttum ben sevgili... Soğuk kapalı bir mahzende koca bir fıçının içinde, henüz keşfedilmediğimden taşın sopanın maskarası oldum. Icten ice bildiğimden icimde neler durduğunu durdum durdum da ateşimi bekledim hep. O zaman doğru zamandır dedim bekledim bekledim. Yıllandıkça hüznüm arttı umutlarım kırpıldı ümitsizlik beni bunalttı. Sonra mahzen yıkıldı... bu büyük bir fırtınaydı, fıçıyla beni aldı attı fıcı da parcalandı. Korunucak bir yerim bile kalmamıstı yapayalnız açıkta savruldum. Sonuma ucustuğumu sonsuzluğa serpildiğimi sandım. Fırtına durulunca toparlanmaya calıştım tam kalkacakken yıllarca beklediğim ateşle karsılastım önce tutuştum ısındıkca daha cok yandım yndıkca daha fazla ısındım. Dur durak bilmeden her bir parçam aleve dönüştü ateş oluyordum bir yandan yürürken fıcıma vardım büyük bir patlamayla uyandım. Sessizce beklediğim hüznümle büyüttüğüm her seyi gördüm gökyüzüne uzanırken. Büyüdükce parladım parladıkca patladım. Ne taş ne sopa kaldı önümde. ne mahzene kapanırdım artık ne fıcıya saklanırdım yeniden. Patlamak icin var olduğum alevlenmek için yoğrulduğum bir hayattayım ben. Atesimle beraber hic bitmeyen patlamalarımla büyüyen bir ben . Her bir kıvılcımla büyüyen bir ben. Bunlara sebep olan yalnız sen. Teşekkür ederim her bir patlama için yine ben.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder